Hissettiklerinde yalnız değilsin, seninle
aynı duyguları paylaşan yüzlerce insan var.
Anasayfa / Hakkında / Paylaş / Kişisel
62
- Anonim
786
- Anonim
123
- Anonim
176
- Anonim
91
- Anonim

Merhaba! Yarından itibaren (03.06.14) gönderilere aktif bir şekilde devam etmeye çalışacağım. Yüzlerce mesaj birikmiş bu gece onlara bakmalıyım, yarın paylaşıma başlayacağım.

Reblog1 month ago with 4 notes

Sıkça Sorulan Sorular

GuvensizDusunceler nedir?

Güvensiz Düşünceler, Şubat 2012’de açılmış bir paylaşım alanı. Blog “Hissettiklerinde yalnız değilsin, seninle aynı duyguları paylaşan yüzlerce insan var.” düşüncesi üzerinden hareket etmekte. Amacım kendini kötü veya yalnız hisseden insanların benimle paylaştıklarını okuyucularla paylaşmak veya konuşmak isteyen insanları dinlemek, elimden geldiğince bilgi akışında bulunmak.

GuvensizDusunceler’deki gönderileri sen mi yazıyorsun?

Gönderilerin %90 kadarını başka insanlar bana “Paylaş” butonu ile gönderiyor. Ben de herkese iletiyorum. %10 kadarını ise ben kendim yazıyorum. Başkalarının gönderdiği paylaşımların altında “Anonim” veya “Kullanıcı” yazıyor.

Sen kimsin?/Adın ne?/Kaç yaşındasın?/Nerede yaşıyorsun?/Eşcinsel misin?

Merhaba! Adım Ömer. On dokuz yaşındayım ve şu an İzmir’de yaşıyorum. Evet, eşcinselim.

Sana özelden nasıl ulaşabilirim?

Kişisel Tumblr adresime anasayfadaki “Kişisel” butonuyla ulaşabilirsin. Twitter, Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarını kullanmıyorum ve tavsiye etmiyorum.

Sana yazmıştım ama cevap vermedin/göndermedin?

Böyle bir şey olduysa:

  • Çok fazla mesaj alıyorum, büyük ihtimalle görmedim.
  • Gönderin daha önce paylaştığım bir yazıya çok benziyor.
  • Eğer yardım almak için attıysan ve inbox yerine asıl siteye gönderdiysen, maalesef cevaplayamam.
  • Gönderin nefret söylemi, çok şiddet içeriyor ya da içeriğinde çok ağır küfür var.

Üzgünüm :(

Inbox nedir?

Eskiden her şeyi guvensizdusunceler’den alıyordum fakat sonraları mesajlar fazlalaşınca insanlar bu tür soru/cevap tarzındaki gönderiler için ayrı bir blog açmamı tavsiye etti. Ben de guvensizdusunceler-inbox’ı açtım. Eğer bir şey göndermek, danışmak, bir soru sormak ya da konuşmak istersen, bana ordan ulaşabilirsin. Daha önce de dediğim gibi ana bloğa attığın hiçbir soruyu yanıtlayamam.

Neden bir şey paylaşmıyorsun? Neredesin?

Sürekli bu alanı takip edemiyorum. Buradaki sorulara yanıt vermek için kafamın gerçekten yerinde olması lazım, dolu bir zihinle kimseye yardımcı olamam ki. Veya sınav haftam olabilir ya da gerçekten kötüyümdür o yüzden giremiyorumdur.

Bu tarz gönderilerle insanlara nasıl yardımcı oluyorsun?

Yaptığım paylaşımların sahibi ben değilim. Burası herkesin sorunlarını aktarmaya çalıştığı özgür bir platform. Bana gönderilen her şeyi paylaşamasam da okuyorum, fikir verebiliyorsam veriyorum ya da başka kişilere yönlendiriyorum. Bu bloğu açtığımda hayatımın en kötü dönemindeydim ve açarken “Lütfen birileri görsün.” değildi niyetim. Sadece psikolojik ve sosyal çevre açısından berbat bir haldeydim ve bu alanın kısa süre içerisinde binlerce insana ulaşması asla öngörebildiğim bir şey olmadı. Benim yazdığım şeylere gelen tepkiler çok güzeldi, insanlar sempati kurabiliyordu, beni anlamaya çalışıyordu ya da aynı konuda başına gelen şeyleri anlatıyordu. Kendimi isimsiz bir çevrenin içinde buldum. Güvensiz olmanın, cesaretsiz olmanın sorun olmadığını, asıl sorunun kimseyle bunu paylaşamaman olduğunu, anlatacak kimsenin olmamasının nasıl berbat bir şey olduğunu öğrendim. Bu blog sayesinde birçok insan az da olsa hissettiklerinde yalnız olmadıklarını fark etti. Aslında ben pek yardımcı olmuyorum, bu çevrede insanlar birbirlerine yardımcı oluyor.

Gönderilerini falanca sitede yayınlayabilir miyim?

Elbette. Gönderileri fotoğraflardaki adresi silmemek koşuluyla yayınlayabilirsin. Bunu istememin nedeni, gönderiyi görecek kişilerin daha detaylı bilgi için bu alanı rahatlıkla bulabilmelerini istemem. :)

Reblog1 month ago with 4 notes

sanırım ben korkuluğum.

Bazen, sıralı bir düzeni yaşıyormuş gibi hissediyorum. Hayatıma birisi giriyor. Kendini alıştırıyor. Sadece kendisini alıştırsa yine iyi, her haltına alışmış buluyorum kendimi. Sesine, kokusuna, kıyafetlerine… Sonra, bir şey oluyor. Ne, inanın bilmiyorum, bilsem böyle olmaz belki. Ne olduğu meçhul, o kişi birden gidiveriyor. Sanırım, en çok üzülen ben olduğum için sorumlu tutuyorum ister istemez kendimi. Senin yüzünden gitti. Sen öyle dedin diye oldu. Böyle şeye üzülür mü insan, tarzında suçlar atıyorum kendime. Ama allah varsa belamı versin ki, hiçbir şekilde belli edemiyorum. Onur mu deniyor artık buna. Ölmek üzere olsam bile derdimi anlatamıyorum.

Gün geçtikçe daha da arabeskleşmeye başladım. Önceden de dinlerdim, ama bu sıralar Sezen Aksu’yu, Yıldız Tilbe’yi bir ayrı dinliyorum. Bir ayrı anlatıyor beni tek tek bütün şarkıları bu iki kadının. Aşkta da arabeskleşiyorum sanırım. Ama bir de uğruna arabeskleştiğim adama bakın. Sanırım neyin ne olduğunu hiçbir zaman anlayamayacağım. Ama bazen anlamamak, bilmemek en iyisi, en temizi. Yoksa içim gerçekten daha da kirleniyor, bu sefer etrafımdaki insanlara da zarar veriyorum.

Korkuluk olmaktan bıktım. Yemin ederim kargaları seviyorum. Kaçırmak istemiyorum onları. Ama varoluş nedenim içinde olduğumdan bile emin olmadığım bir tarlayı korumak olduğu için kimse yaklaşmıyor yanıma. 

Alışmak için, her gün bindiğim asansörün yanındaki duvara “herkes gider!” yazdım ve bugün “seni hiç bırakmayacağım” diyen bir kişiye daha inandım. Ne kadar aptalım.

Reblog6 months ago with 40 notes